10 Haziran 2013 Pazartesi

Side Effects - Yan Etkiler


Bir ilaç tanıtımcısı olan Karly, kendisi gibi ilaç tanıtımcısı olan, ama bu işe inanmadığı için bırakan bir adamla tanışır. Kendisi de yaptığı işi sevmediğinden ve çok da inanmadığından, kendine 6 aylık bir mühlet tanır, sonra işini bırakacaktır. Ancak bu 6 ay içinde o kadar başarılı olur ki, yönetici pozisyonu için teklif alır. Firmanın piyasaya süreceği son ilaçla ilgili çelişen duyumlar almaya başladığında, Karly nin kafası çok karışıktır.
İlaç satımı ve tanıtımı ile ilgili film görüntüsünde belgeselimsi bir şey bu film. Çok etkili mi, hayır, ama yine bir göz atılmasında yarar var diye düşünüyorum.
Yönetmen Kathleen Slattery-Moschkau
Bu arada, filmin adının türkçe halini hiç bir yerden bulamadım, ben de kendim salladım. Bilen gören duyan varsa söylesin.





8 Haziran 2013 Cumartesi

Iron Man 3 - Demir Adam 3

 Aslında bu yazıda sadece büyük harflerle iron man yazıp bırakmak istiyorum, marvel in çoğu filmi o kadar otomatikman izlenmesi gereken şeyler ki benim için, açıklama gereği duymuyorum. İzlenmesi gereken derken de izlemezsem çatlar ölürüm ü kastediyorum tabii ki.
Demir Adam 3 lemesinin son filminde gene şahane bir iş çıkartılmış. Kötü adam "Mandarin" (İkinci poster sağ üst karakter) ve hikayesi, eski ezik bilim adamı, şimdinin süper havalı, yakışıklısı Aldrich Killian (Guy Pearce), inanılmaz karın kaslarıyla Pepper Potts (Gwyneth Paltrow) ve tabii ki bütün karizmasıyla Robert Downey Jr., fragmanlarda da görülen Demir Adam ordusu, pek gerekli olmasa da araya katılan Iron Patriot  konu hakkında konuşmaya bile hacet bırakmıyor aslında. Fakat kısaca şöyle özetleyebiliriz : Dünyayı kana boğan terörist Mandarin ile Demir Adam ın karşılaşması.
Başı sonu olmayan cümleler kurup duruyorum. Demem o ki, herhangi bir Marvel filminden beklenebileceği üzere şahane bir film. Ben Kingsley in inanılmaz karakterizasyonu her şeyi 1 adım öteye taşımış. Kesinlikle, kesinlikle izlenmeli.
Yönetmen Shane Black



6 Haziran 2013 Perşembe

Shall We Dance - Aşka Davet

Güzel romantik bir şey izleyesim geldiği bir gün bu filmi gördüm ve izlemeye karar verdim.
Orta yaşlı ve evliliği monotonlaşmış bir adam her gün işten dönerken bir dans kursu ve bu dans kursunda camdan dışarıya görmeyen gözlerle bakan şahane bir kadını görmektedir. Bir gün cesaretini toplar ve kursa binasına girer.
Şaşırtıcı bir biçimde ilk düşündüğünüz gibi sonuçlanmayan film süper bir romantik film olmasa da izlenebilir seviyede. Bu kadar eski olmasa izlenebilirliği daha yüksek olabilirmiş ama benim için çok büyük bir problem değil bu. (2004 yapımı)
Özellikle tavsiye edebileceğim kadar beğenmedim ama kötü de diyemiyorum. Ortalama. Gerçi Jennifer Lopez in dansları ve kalçası şahane görünüyor, bilginize.
Yönetmen Peter Chelsom

4 Haziran 2013 Salı

The Last Song - Son Şarkı

İnternette gezinirken karşıma çıktı bu film, çok da sıkılmış olduğumdan bir şans vereyim istedim, çünkü fena olmadığını duymuştum.
Gerçekten de fena değil. Boşanmış olan ailesine isyanlarda olan ergenlik çağında bir kız çok sevdiği müzik çalışmalarını bırakır, hırsızlık yapar. Üniversiteden önceki yaz tatilinde babası kızını ve daha küçük yaşta olan oğlunu yanına çağırır.  Burada hayatının aşkıyla tanışan kız ve babasıyla ilgili bilmediği bir çok şey öğrenir.
Tamamen alakasız ama film boyunca Miley Cyrus a acımaktan kendimi alamadım, dişlerinin büyüklüğünden ağzı hiç kapanmıyor yavrucağın. Kapamaya çalıştığında ise daha da beter oluyor. Tutup başını okşayasım geldi resmen.
Çok ilginç değil, çok sıkıcı da değil, zaman geçirmelik izlenebilecek bir film. Tercihi size bırakıyorum.
Yönetmen Julie Anne Robinson

2 Haziran 2013 Pazar

The Host - Göçebe


Benim favori posterim aşağıdaki ama soldaki daha çok karakter gösterdiğinden onu da koyma gereği hissettim.
Stephenie Meyer in aynı isimli kitabından uyarlanan film, fantastik olmuş. Hoş, kitap zaten şaheserdi, başka bir şey bekleyemiyor zaten insan, ama güzel yanı, filmin de hayal kırıklığına uğratmaması.
Çeşitli dünyaları ele geçirip bu dünyalardaki yaşam formlarını bir nevi kılıf olarak kullanan bir canlı türü, bizim dünyamızı da istila etmiştir. Bu istila her
zaman beklenenden çok farklıdır. Gelen ırk bırakın yakıp yıkmayı, dünyayı çok daha iyi bir yer haline getirmiştir. Yoksulluk, açlık, hırsızlık, işsizlik vb kötü durumların hiçbiri artık yeryüzünde bulunmamaktadır. Tek sorun, bu yaratıkların kullandıkları bedenlerdeki kişiliklerin silinip, yerlerine "ruh" olarak adlandırılan bu canlıların geçmesidir.
Fakat, dünyada hala sahiplenilmemiş insanlar vardır. Bunlara "vahşi" insanlar denmektedir çünkü yakalandıklarında ölmekten ve öldürmekten çekinmezler.  Sahiplenilip silinmeleri güçtür. Bunlardan biri olan Melanie, yakalandığında kendini öldürmeye çalışır ama başarısız olur ve içine "Göçebe" adı takılan ruh yerleştirilir.
Kitap çok uzun olduğu için çoğu yer kesilse de, takılmadan ilerleyen bir senaryo ortaya çıkmış. En önemli noktalar atlanmamış ve dolayısıyla film kitabın tadından bir şey kaybetmemiş. Kitaptaki görünüm tanımlarına, özellikle Melanie için, uyulmasa da, seçilen oyuncular işi kotarmış. Saoirse Ronan Lovely Bones tan beri beğendiğim bir isim zaten, oyunculukta kalıcı ve başarılı olacağı belli.
Kısacası (kısa?) hem kitap, hem film çok başarılılar. İkisi de gözüm kapalı tavsiyemdir.
Yönetmen Andrew Niccol